kolayın hiçbir zaman değerli olmadığı ve kolayın her zaman kolay, çabuk anlaşılır ve birey tarafından içgüdüsel olarak tercih edilecek bir terim olduğu gerçeği burada da kendini net bir şekilde gösterir. ancak bireye hızla etki edip bireyin komplekslerini kamufle eden, hızlıca mutlu eden ve topluma kolayca adapte eden bir motivasyon olduğu için çok düşünülmeden ''çoğunluk'' tarafından talep edilir. fakat bir uyuşturucunun etki süresinin sınırlı olması gibi bulaşıcı, kısa süreli, tahrip edici bu hissiyat da belli bir süre sonra yeni bir uyuşturucuya ihtiyaç duyar. hızla kişiyi mutlu eden bu uyuşturucu vücudun kendisini- tamamen korunma mekanizması/dengeleme- dengeye sokma yolunda kısa süreli ve ''aşırı'' mutluluğun ardından ''mutsuzluk'' yaşatır.
hızla ve sürekli tüketen maymun iştahlı insan da uyuşturucunun belli bir süre sonra gramajını artırma ihtiyacı duyması gibi ''tüketim''i de ''geçici mutluluk'' yeterli gelmemeye başladığı anda artıma ihtiyacı duyar. dozaj arttıkça tüketim hızı ve miktarı ve bunla orantılı olarak da doyumsuzluk hissi ve mutsuzluk da artar.
bireyin kendisine ve çevresine olan tahammülsüzlüğü doğasında var olduğundan ve ilk etapta kolayı tercih etmesi de doğasında var olduğundan ''çoğunluğun'' bu dikteye uyması kaçınılmazdır. ancak tüm insani değerlerin dolap kulpu kaybedilmesi uğruna insanın kendi doğasını bilme ihtiyacı hangi aşamalarda devreye girer diye sorulacak olursa bu durumda da ''zor'' kavramı karşımıza çıkar. fakat zor kavramı tercih edilmesi, halledilmesi ya da başarılması güç anlamından biraz daha farklı olarak açılım kazanması/ tezahür edilmesi gereken bir kavramdır.

Posted by: |